Batı dünyası, yüzyıllarca fosil yakıt yakarak, sömürgeleri soyarak ve atmosferi kirleterek zenginleşti. Şimdi ise aynı Batı, gelişmekte olan ülkelere “hemen yenilenebilir enerjiye geçin” diyor. Üstelik bu geçişin maliyetleri çok daha yüksek, çünkü teknolojiler patent koruması altında ve vaat edilen finansman bir türlü gelmiyor. Sorun yenilenebilir enerji değil – sorun, bu geçişin adaletsiz ve sömürücü bir şekilde dayatılması.
2025 yılının ilk yarısında tarihi bir dönüm noktasına tanık olduk. Yenilenebilir enerji, tarihte ilk kez kömürü geçerek küresel elektrik üretiminde birinci sıraya yerleşti. Bu gerçekten kutlanması gereken bir gelişme. İklim krizi gerçek, bilim net, ve yenilenebilir enerjiye geçiş kaçınılmaz. Bir önceki videomda anlattığım gibi, fosil yakıt şirketleri yıllarca toplumu manipüle ederek bilimi gölgelemeye çalıştı. BP’nin “karbon ayak izi” kavramını uydurarak sorumluluğu bireylere yıkması bunun en çarpıcı örneğiydi.
Ancak aynı dönemde gelişmekte olan ülkelere yönelik iklim uyum finansmanı düşüş gösterdi. Bu çelişki, çok daha derin bir soruna işaret ediyor: Yenilenebilir enerji geçişi, Batı tarafından yeni bir sömürü aracına dönüştürülüyor.
Yenilenebilir enerjiye geçiş gerekli ve acil. Ancak Batı, tarihsel sorumluluğunu üstlenmeden, gerçek finansman sağlamadan ve teknoloji transferi yapmadan bu geçişi dayatıyor. Bu, maalesef yeni bir yeşil sömürgecilik biçimidir. Bu şartlarda, gelişmekte olan ülkelerin kendi kaynaklarıyla, kendi yollarını çizmeleri en meşru ve mantıklı tercihtir.
