"Elektrikli arabalar dünyamızı kurtaracak!" Bu cümleyi kaç kez duydunuz? Otomobil şirketleri, hükümetler, hatta çevre aktivistleri bile elektrikli arabaları iklim krizine karşı mucizevi bir çözüm olarak sunuyor. Sıfır emisyon! Temiz enerji! Yeşil gelecek!
Bugün size, yirminci yüzyılın en büyük dolandırıcılığından bahsedeceğim. Milyarlarca insanın parasını, duygularını ve değerlerini istismar eden bir sektörden... Ve en kötüsü: Biz bunu "gelenek" zannediyoruz.
Marketlerde gördüğünüz o egzotik görünümlü, küçük paketlerde satılan ürünlere bir bakın. Goji berry’nin kilosu bin lira, chia tohumu üç yüz lira, quinoa üç yüz lira, spirulina tozu üç bin lira. Peki bu ürünler gerçekten normal gıdalardan daha mı iyi? Yoksa sadece pahalı bir pazarlama hilesi mi?
Her yıl milyarlarca lira vitamin şirketlerinin kasasına giriyor, ama hiçbirimiz gerçekte ne aldığımızı bilmiyoruz. Kolajen içip gençleşeceğimizi sanıyoruz, glukozamin alıp eklemlerimizin iyileşeceğini zannediyoruz.
Bugün telefonunuz neden iki yılda eskiyor? Çamaşır makineniz neden tam garantisi bitince bozuluyor? Yazıcınız neden sürekli kartuş değiştirmenizi istiyor?
Şu anda dolabınızdaki kıyafetlerin her birinin arkasında kirli sular, ağlayan çocuklar ve kan ter içinde çalışan işçiler var. Fast fashion denilen hızlı moda sektörü, sadece çevre değil, insan hakları ve ekonomik adalet açısından da dünyanın karşılaştığı en büyük sorunlardan biri.