Buğra Koç

Kanıta dayalı sistem eleştirisi

Son elli yılda üretilen tüm plastiklerin sadece %9’u gerçekten geri dönüştürüldü. Dünya genelinde her dakika bir milyon plastik şişe satılıyor. Ve uzmanlar diyor ki, 2050’ye kadar plastik üretimi üç katına çıkacak. Bu sadece bir başarısızlık hikayesi değil. Bu, dünyanın en büyük şirketlerinin elli yıldır sürdürdüğü milyarlarca dolarlık bir aldatmacının hikayesi.

10 yıl önce sadece ev kirası, elektrik, su, telefon faturamız vardı. Şimdi ayda 15-20 farklı abonelik için para ödüyoruz. Ve bu sayı her geçen gün artıyor. Peki bu noktaya nasıl geldik? Ne zaman her şey için aylık ödeme yapmaya başladık? Ve daha da önemlisi - bu durum nasıl bu kadar normalleşti?

2010 yılında korsan film indirmek için saatlerce torrent sitelerinde arama yaparken, '10 yıl sonra Netflix'e para vereceğim' diye düşünen var mıydı? Peki ya şimdi tekrar o torrent sitelerine dönüş yapan insanların sayısının rekor seviyede olduğunu biliyor muydunuz?

Para verip oyun satın alıyorsunuz ama sürekli donuyor, açılmıyor, internet kesintisinde oynayamıyorsunuz. Bir de bakıyorsunuz korsan versiyonu mükemmel çalışıyor. Ya da 10 yıl önce satın aldığınız oyunun sunucuları kapatıldı, artık oynayamıyorsunuz - ama korsan versiyonu hâlâ çalışıyor. Peki bu durumda gerçek hırsız kim? Para ödeyen siz mi, yoksa size bu kötü deneyimi yaşatan şirket mi?

İstanbul denince akla ilk gelen şey nedir? Boğaz mı? Kız kulesi mi? Yoksa trafik mi? Sizi bilmem ama benim ilk aklıma köprü trafiği geliyor. İstanbul'un trafik sorunu, sadece bir ulaşım meselesi değil, aynı zamanda yaşam kalitesini doğrudan etkileyen toplumsal bir sorundur.